İÇ MİMARLIKTA YENİ NESLİN İMZASI

Genç İç Mimar Doğa Göbel, kurucusu olduğu DO Architecture ile estetik ve ergonomiyi buluşturarak, sadece lüks değil; yaşayan, fonksiyonel ve ruhu olan modern yaşam alanları tasarlama vizyonunu muhabirimiz Memduh Borazan'a anlattı.

İç mimarlığı yalnızca mekân tasarlama sanatı olarak değil, yaşam kalitesini şekillendiren bütüncül bir disiplin olarak ele alan Doğa Göbel, genç yaşına rağmen ortaya koyduğu vizyon ve özgün projelerle dikkat çekiyor. 25 yaşında kurduğu DO Architecture ile estetik, ergonomi ve işlevselliği aynı potada buluşturan Göbel, her projeyi kullanıcılarının yaşam biçimine, ihtiyaçlarına ve duygusal bağ kurabilecekleri bir deneyime dönüştürüyor. Onun imzasını taşıyan tasarımlar, gösterişli olmanın ötesinde zamansız bir çizgiye, güçlü bir kimliğe ve yaşayan bir ruha sahip mekânlar sunuyor.  Modern mimarlığa yenilikçi bakış açısıyla değer katan genç girişimciyle, tasarım anlayışını, başarı yolculuğunu ve geleceğe dair hedeflerini konuştuk. Muhabirimiz Memduh Borazan sordu, genç İç Mimar Doğa Göbel içtenlikle cevapladı. İşte o keyifli röportaj;


Sizi tanıyabilir miyiz? Doğa Göbel kimdir?
Ben Doğa Göbel 25 yaşındayım İç mimarım DO Architecture’un kurucusuyum. Estetik ve ergonomiyi birleştirerek sadece lüks değil aynı zamanda yaşayan ve ruhu olan modern yaşam alanları tasarlıyorum.


İç mimar olmaya nasıl karar verdiniz?
Aslında her şey mekanların enerjisini, renklerin ve dokuların birbiriyle olan o güçlü uyumunu çocukluğumdan beri hissetmemle başladı. Zamanla fark ettim ki bir alanın tasarımı, insanların modunu, huzurunu ve yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Sadece güzel odalar çizmek değil; doğru ışıkla, ergonomiyle insanların hayatına dokunan ve onlara iyi gelen alanlar inşa etme arzusu beni iç mimar olmaya yöneltti.                            Tasarım dilinizi üç kelimeyle tanımlasanız?
Rafine: Gösterişten uzak, lüks ve kaliteli bir duruş.
Fonksiyonel:   Estetiğin her zaman kullanım kolaylığı ve ergonomiyle desteklenmesi.
Aydınlık: Doğru ışık ve sıcak tonların başrolde olduğu tasarımlar.

Şu anda hangi projeler üzerine çalışıyorsunuz?
Şu an devam eden mimari villa projelerimize yoğunlaşmış durumdayız. Bu projelerin tüm konsept tasarımlarını tamamladık, malzeme seçimlerini titizlikle gerçekleştirdik ve artık işin en heyecanlı kısmı olan şantiye süreçlerini takip ediyoruz.


Mesleğinizin zorlukları elbette vardır. Sizin için zorluklar nelerdir?
İç mimarlık, kesinlikle kağıt üzerindeki estetik bir çizimden ibaret değil; işin çok ciddi bir teknik ve şantiye kısmı var. Şantiyede detayların kusursuz çözülmesi ve usta yönetimini organize etmek işin en zorlu ama aynı zamanda en öğretici kısmıdır. Tabii bununla da bitmiyor; erkek egemen bir dünyada yaşıyoruz kadın bir mimar olarak o sahaya adım attığınızda, ustalara hem teknik bilginizi kabul ettirmek hem de otoriteyi sağlamak ekstra bir mücadele gerektiriyor. İlk başta önyargıyla yaklaşsalar da, işin teknik detaylarına ne kadar hakim olduğunuzu gördüklerinde o duvarlar yıkılıyor. Bu erkek egemen düzenin içinde bir kadın olarak kendi alanımı yaratmak, saygı görmek ve o şantiyeyi yönetmek mesleğimin en zor ama gurur verici yanlarından biri.


Mesleğinize dair hayalleriniz var mı?
Evet, en büyük hayalim kendi kurduğum firmamı çok daha büyüterek daha fazla insanın yaşam alanına ve enerjisine dokunabilmek. Bununla birlikteyerelde kalmayıp globale açılmak, farklı ülkelerdeki projelerde ve tasarımlarda 'Doğa Göbel' imzasını görmek en büyük mesleki hedefim.


Tasarım sürecindeyapay zekadan yararlanıyor musunuz?
Evet yararlanıyorum yapay zekayı bir tehdit olarak değil bu teknolojiyi doğru kullanarak yaratıcılığımızı besleyen ve süreçlerimizi hızlandıran mesleki bir asistan olarak görüyorum.


Değer KatanGirişimci Kadınlar Derneği üyesisiniz. Dernek sizin için ne ifade ediyor?

Üreten, istihdam yaratan ve vizyoner kadınların bir araya gelerek birbirini desteklemesi, ortak bir ekosistem yaratması paha biçilemez. Dernek, kadın girişimciliğinin topluma ve ekonomiye kattığı değeri büyüten çok kıymetli bir dayanışma yeri.


Son olarak neler söylemek istersiniz?
Kendi alanında değer yaratmak isteyen tüm kadın girişimcilere cesur olmalarını ve kendi işlerinin mimarı olmaktan asla vazgeçmemelerini tavsiye ediyorum. Ben de bu yolculukta pek çok zorluk yaşadım. Ancak emek vermeden ve mücadele etmeden gerçek başarıya ulaşmak mümkün olmuyor. Özellikle erkek egemen bir sektörde kendinizi kanıtlamak kolay değil. Fakat siz mücadele ettikçe, sabırla çalıştıkça ve vazgeçmedikçe, en umutsuz hissinizde bile emeğinizin karşılığını alıyorsunuz. Bazen her şey, tam da vazgeçmek üzere olduğunuzu düşündüğünüz anda başlıyor. Bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederim. Kadınların birlikte güçlendiği, ürettiği ve birbirine ilham verdiği nice güzel başarılarda buluşmayı diliyorum. 

(Röportaj: Memduh BORAZAN)